Melekler Şehri (1998) – City of Angels

Lithium Sunset

Lithium Sunset

Konu: Seth ölenlerin ruhlarına diğer tarafa geçmede yardımcı olan bir melektir. İnsanların dokunma ve tat alma gibi hislerine özenmektedir. Hastahanede kendini mesleğine ve hastalarına adamış genç kalp doktoru Maggie’ye rastlar. Seth istediğinde insanların kendisini görmesine izin verebilmektedir fakat Maggie onu fazla gizemli bulur. Seth hastahanede kendisi de önceden bir melek olan fakat dünyaya düşüp insan olmayı seçmiş Nathaniel Messinger adında bir hasta ile tanışır. Seth geleceği için bir karar verir fakat bu kendi umduğu gibi gelişmez.

Kadro: Filmin yönetmeni genelde televizyon dizileri yönetmenliği yapan Brad Silberling. Yönettiği filmler arasında ise 1995 yılı Sevimli Hayalet  (Casper), 2004’te Talihsiz Serüvenler Dizisi (Lemony Snicket) ve 2009 yapımı Land of the Lost sayılabilir. Melek Seth rolünde Nicolas Cage, Dr. Maggie rolünde Meg Ryan ve eski melek Nathaniel rolünde de televizyon dizilerinden aşina olduğumuz Dennis Franz var.

Tünelin sonundaki ışıktan sağa dönünce

Tünelin sonundaki ışıktan sağa dönünce

Melekler Şehri, Alman yönetmen Wim Wenders’in modern klasikler arasına girmiş olan Arzunun Kanatları filminin başarısız bir Hollywood tekrar yapımı. Orjinal filmde sinematograf monokrom efekti vermek için anneannesinin ipek çoraplarını kullanmış, bunda Hollywood sahip olduğu tüm teknolojiyle benzer seviyede etki yapacak atmosferi yaratamamış. Yine insanların hislerine, duyularına özenen melekler söz konusu. Nicolas Cage ifadesiz, bir nevi tabula rasa durumunu yansıtmakta hiç zorlanmamıştır diye düşünüyorum çünkü benim için ilk dönem filmleri “Coppola’nın torpilli yeğeni” olarak başarısız bir aktörü ifade ediyor. Ne işi vardı Siyam Balığı (Rumble Fish) filminde (yönetmen coppola olmasa?) ve ne kötü oyunculuktu o. Arzunun Kanatları savaşın etkisini, insan olmanın güzel ve kötü yanlarını çok güzel anlatırken bunda (diğer bazı vasat filmlerde olduğu gibi) bilime gereksiz dokundurmaya çalışma var. Mesela doktor Maggie bilimi temsil eder, Seth’de spiritüel dünyayı, dini. Hollywood atheisti (mucize görene kadar atheist) diyebileceğimiz Maggie çok iyi bir kalp cerrahıdır ama “kalp konularında iyi değilim.. yani duygusal konularda” der bir sahnede. Bir diğerinde sevgi nedir sorusunun karşısında ne diyeceğini bilemez.  Hastahanede mikroskop sahnesinde ise bilimin sınırları çiziliyor: Maggie mikroskoptaki hücrelerin görüntüsüne bakan Seth’e “işte ben bundan ibaretim, hücreler” der ve Seth de ona herşeyi bilmediğini, ölüm sonrası masalını hatırlatır. Maggie zaten hastalarını kurtaramadığında, öldüklerinde çok üzülmekte ve çaresizce ağlamaktadır. Yani bilim bir filmde daha çaresizdir. Halbuki dini bütün olsa doktor kızımız bir hastası öldüğünde “Allah’ın takdiri” deyip rahatlayabilir. Bir bebek yada küçük çocuk öldüğünde “Allah sevdiklerini yanına erken alırmış” diyebilir. Tabi bunu derken Afrikada her sene 5 yaşın altında 600bin çocuğun sıtmadan öldüğünü düşününce “en çok Afrikalı çocukları seviyor” sonucunu çıkarması zor olmaz. Bu arada doktorlar geçenlerde hiv+ bir bebeği ilaçlarla iyileştirmeyi başardılar onu da güncel bilgi olarak ekleyelim.

- Boynun neden eğri? - Bina tepelerinden aşağıya bakmaktan

– Boynun neden eğri? – Bina tepelerinden aşağıya bakmaktan

Şimdi gelelim meleklerin çilesine. Tanrı filmdeki meleklere, ölenlerin ruhlarına yol gösterme görevini vermiş. İnsanları röntgenci gibi izleme direk görevleri olmayabilir ama öyleyse yine Tanrı’nın isteğidir. İnsanların düşüncelerini okuma yeteneği verilmiş (bunun görevlerine ne yararı olacaksa), insanların umutsuz ve acı içinde olduklarında üzülme, yardım etme hissi verilmiş ama başka herşey eksik. Sevdiği şeylere dokunamama, hissedememe, tadını alamama yunan mitolojisindeki tantalos’a verilen cezayı hatırlatıyor. Bu meleklere de yazık diye düşünüyor insan. Yüzlerce ya da binlerce yıldır hep aynı şey, acı ve ölüm gözlemlemek, korkunç birşey olsa gerek ama herhalde sorgulama yeteneği de bir yere kadar verilmiş meleklere. Melekleri kütüphanede toplu olarak görüyoruz ve Seth burada yaşıyorum diyor. Tam adresleri de kütüphanenin kutsal kitaplar veya büyüklere masallar kısmıdır. Filmin sonunda görevini terkeden bir meleğe Tanrı’nın cevabı var. Yine acımasız bir karar. Halbuki öyle yapacağına ver yeni insan olmuş meleğe aşağı bölgede bir eksiklik veya terslik, hem (Platipus tarzı) esprili olsun diğer melekler de baktıkça gülsünler yukarıdan, hem de başka görevinden sıkılan varsa onlara da iyi bir ders olur. Kızın ne günahı vardı diye isyan ediyoruz ve sonrasında Nicolas Cage’in buna tepkisi gibi kendimizi yasak meyve armuta veriyoruz.

Bizim niye kanatlarımız yok?

Bizim niye kanatlarımız yok?

Sevdiğim bir tür değil bu tip hikayeler anlatan filmler. Bence vasat bir film. Bunun yerine, eğer izlemediyseniz, orjinal Arzunun Kanatları filmini izleyin, çok daha güzel bir film. Ya da Angel-A.

Notlar:

  • Eski melek Nathaniel’in ismi Tanrı’nın lütfu, hediyesi, veya Tanrı’nın verdiği anlamlarına gelen ibranice kökenli (nathan: verdi + el: Tanrının) bir kelime. Soyadı Messinger ise ingilizce elçi, haberci anlamına gelen messenger kelimesinde ufak bir oynamadan ibaret. Ve yine Maggie Seth’e ne iş yaptığını sorduğunda kurye/haberci olduğunu söylüyor. İngilizce messenger kelimesinin yunanca karşlığı angelos, o da ingilizce melek kelimesinin kökeni.
  • Melek rolündekilerin çekimlerde gözlerini kırpmamaları gerekiyormuş. Nicolas Cage film çekimleri sırasında çalışmış ve birkaç dakika kırpmadan durabilmeyi başarmış. Büyük oyuncu :)
  • Filmin sonlarındaki düşüş sahnesinde Seth’in hayatı film şeridi gibi geçiyor gözünün önünden. Orada görünen hamile kadın Elisabeth Shue imiş. Gerçi birtek karnı görünüyor. Ayrıca bu görüntülerin siyah beyaz olması ya klasik flashback görüntülerde siyah beyaz kullanılması ya da orjinal film Arzunun Kanatları’ndaki gibi meleklerin renksiz görmelerinden.
  • Meleklerin insanların arasında dolaştığı ve konuşmaları, düşünceleri dünlediği, insanların önemsemediği farkedemediği güzellikleri gördükleri fakat bir duygularının olmadığı fikri ilk olarak Rainer Maria Rilke tarafından ortaya atılmış.
  • “Dawn için” yazısı filmin çıkmasından önce beyin tümörü sonucunda ölen prodüktör Dawn Steel’e ithafen olduğunu belirtiyor.
  • Meg Ryan aynaya bakarken Nicolas Cage’in yansıması yok. Bu sahne hareket kontrolü ile iki kez çekilmiş: bir kez Ryan ve Cage ile ve bir kez de oyuncular olmadan. Dikkatlice bakıldığında Ryan’ın saçlarında birkaç dönüşüm görülebiliyor.
  • Seth’in Maggie’ye okuduğu kitap Ernest Hemingway’in anılarının olduğu A Moveable Feast.
  • Seth rolüne ilk başta Johnny Depp düşünülmüş.
  • Seth ve Nathaniel’in oturdukları kahve dükkanında arkaplanda U2 grubunun “If God Will Send His Angels” (Eğer tanrı meleklerini gönderecekse) şarkısı çalıyor. Grup daha sonra klip için aynı yeri kullanmış.

Fragman:

Images Courtesy of © 1998 - Warner Brothers

 

2 thoughts on “Melekler Şehri (1998) – City of Angels

  1. Pingback: Arzunun Kanatları (1987) – Der Himmel über Berlin – Wings of Desire | Son Damla

  2. Pingback: Avatar: Son Hava Bükücü (2010) – The Last Airbender | Son Damla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.