Gerçeğe Çağrı (Total Recall) 2012

Hayat nedir ki? Beynimizin kimyasal algısıdır. Gözlerin görür, beyin kimyan buna tepki verir. Biz burada aradakileri atlayıp, doğrudan kimyaya odaklandık. Bu hayatı daha mı az gerçekçi yapar?

Konu: Bir fabrika işçisi olan ve yaşadığı monoton hayatından memnun olmayan Douglas Quaid, müşterilerine sahte anılar yaşatan Rekal adında bir firmaya gider ve casus anılarına sahip olmaya karar verir. Fakat burada gerçekten bir casus olduğu ortaya çıkar ve sonrasında da polis ile arasında bir kovalamaca başlar.

Bir klasik olan 1990 yılı yapımı Gerçeğe Çağrı filmi ile karşılaştırmadan yazmak pek mümkün görünmüyor. Başrolünde Arnold Schwarzenegger’in oynadığı 90 yapımı filmin bir remake’i diyebileceğimiz bu filmde konu yine Philip K. Dick’in “We Can Remember It for You Wholesale” isimli kısa öyküsüne dayanıyor. Kısa öyküde büro elemanı (arnold’a yakışmayacağı için filmde mesleği inşaat işçisi olarak değiştirilmişti, yenisinde ise fabrikada – polis robotlarının montajında çalışan – işçi) kahramanımız Douglas Quail (*) mars’a gitmeyi hayal ediyor fakat gitmiyor. 90 yapımı filmin senaryosuna katkısı olanlardan biri de David Cronenberg’miş ve “neden gitmesin” düşüncesini ortaya atıp Mars bölümünü eklemiş diye bir şehir efsanesi var ama imdb’de uncredited olduğundan pek akla yatmıyor. Yenisinde ise gelecekte dünyada tek yaşanabilir alanlar Birleşik İngiltere Federasyonu denilen bölge ve Koloni olarak adlandırılan Avustralya. BİF de koloniyi (tarihte daha önce olduğu gibi, bulut atlası kitabının ilk bölümünde çok da etkileyici bir şekilde işlendiği gibi) bir güzel sömürüyor. İlkinde koloni Mars’taydı ve o dönem için daha uygundu, yeni bilgi ve bulgulara sahip yeni nesil o filmin bilim tarafını pek cazip bulmaz (Marsta koloni kurmuşsun ama telefon kablolu ve duvara monte?). Yenisinde 11 eylül saldırıları ile ilgili komplo teorilerine ilgi duyanları mutlu edecek şekilde – kolonideki popülasyonu (yer sıkıntısından) yoketmek için kendisini bombalayıp terörist koloni direnişçilerinin üzerine atan – derin devlet komplo teorileri tercih edilmiş. Temalar her ikisinde de genel olarak aynı, kolonileşme, sömürü ve bizi biz yapanın anılarımız, hafızamız olduğu. Yaşadıklarının gerçek mi yoksa Rekal’da kendisine sunulan sahte anılar mı olduğu her ikisinde de belirsiz. Yenisinde rekal çalışanı beyin ve hafıza üzerine  daha güncel ve gerçekçi bilgiler ile tartışıyor ve söylediği şu laf yaşananların gerçek olmadığı düşüncesini güçlendiriyor: “Direniş adına çalışıyor olabilirsin. Ya da Cohaagen için çalışıyorsundur. Neden sınırlandırıyoruz ki? Niye ikisi birden olmasın?”.  Mekanlar yenisinde daha gerçekçi bir gelecek havasına sahip. Eskisinde mars kolonisindeki müzik ve rengarenk giyimler 80’lerin diskolarını çağrıştırırken bunda hem giysiler hem de müzikler (dubstep güzel gitmiş – Typhoon – Foreign Beggars feat. Chasing Shadows) daha mantıklı geliyor.  Tabi bundan 20 sene sonra da aynı yorumlar yenisi için de yapılacak kesin.

1990 vs 2012

Yönetmen Len Wisemen Underworld serisinin ilk ikisini yönetmiş ve üç tanesinin de prodüktörü aynı zamanda. 1990 yılı Gerçeğe Çağrı filmine oranla daha iyi bir aksiyon film ortaya çıkarmış fakat uzun bir kovalamaca filmi olmaktan öteye pek gidememiş gibi geliyor ilk başta. Ama farklı bir dönem ve hedef kitle için çekilmiş olan bu filmi de başarılı buldum.

Douglas Quaid rolü Colin Farrel’a verilmiş ve bence çok daha inandırıcı bir kahraman olmuş. İlk filmde Arnold’un bolca söylediği tek-satır, ucuz, komik sözler bunda yok. Daha soğuk fakat eskisindeki kadar ölümcül ve çok daha hareketli bir karakter. Arnold zamanının vücut geliştirme şampiyonu, tamam o konuda efsane ama aksiyon filminde çok hantal kalıyor. Conan ve Terminatör’e başka karakter düşünülmezdi o ayrı. Aslında Arnold’un, (sahte) karısı Lori (hikayede Kirsten, bu da değiştirilmiş) rolündeki Sharon Stone gibi bir güzelliğe bakıp “benim gibi tipsiz bir angutla ne işi olur bunun” diye sorup zaten ilk başta kıllanması gerekiyordu. Hele bir de Sharon Stone varken Melina rolünü oynayan Rachel Ticotin’e aşık olması zaten beyniyle oynandığının kanıtı sayılır. Yeni filmde ise Lori rolünü Kate Beckinsale  (Karanlıklar Ülkesi – Underworld serisi, Boş Oda – Vacancy, Van Helsing, Göklerin Hakimi – The Aviator, Click) ve Melina rolünü ise bir diğer güzellik Jessica Biel (Sihirbaz – Illusionist, Boş Oda – Vacancy, Sır – The Tall Man) oynamış. Her ikisi de çok iyi birer seçim olmuş bence. Kate Beckinsale’in Lori’si Sharon Stone’un Lori’sine 10 basar. Terminatör 3’deki T-X gibi birşey olmuş neredeyse, tam badass.

Badass

Filmde eskisine birçok gönderme var ama en çok dikkatimi çekenler; ilkinde Arnold kontrol noktasından kızıl saçlı, boynunda fuları olan şişman bir kadın görünümünde geçmeye çalışıyordu. Bunda da aynı tip ve giyime sahip bir kadın kontrol noktasında ön planda, yine “iki hafta” repliğiyle direk eskisini izleyenlerin odak noktası olurken, aslında arkada tarayıcıda olan Quaid farklı bir erkek görüntüsünde geçmeye çalışıyor. İlkinde Michael Ironside’ın asansörde kopan kolları (nedir bu adamın kollarının, ellerinin çektiği filmlerde?) yenisinde bir robotun asansörde benzer şekilde parçalanması var (eskisinde arnold’un “partide görüşürüz richter” lafı da ayrı bir coşturuyordu). Ayrıca üç memeli hatun her ikisinde de var :).

Gönderme teyze

Eğer eskisini izlediyseniz ve bu filmi izleyip zevk almak istiyorsanız eskisi ile karşılaştırmayı bırakıp sürükleyici aksiyona kendinizi bırakın. Eğer eskisini izlemediyseniz (ayıp, klasik) bu filmi güzel bir bilim-kurgu aksiyon olarak zevkle izleyeceğinize eminim.

* Kısa öyküdeki Quail soyadı filmde Quaid yapılmış. İlkinin çekildiği tarihlerde Amerika başkanı yardımcısı ve senatör Dan Quayle’in ismini çağrıştırmaması için olduğu söylentisi okudum bir yerde.

Photos Courtesy of Sony Pictures & TriStar Pictures

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.