Acı – Pieta (2012)

Para, Hayat, Ölüm nedir ki?

Para, Hayat, Ölüm nedir ki?

Konu: Tefeciler için haraç toplayan, şiddet dolu yaşama sahip yalnız yaşayan bir gencin hayatı, onu bebekken terketmiş ve uzun zamandır kayıp olan annesi olduğunu iddia eden bir kadının girmesiyle değişmeye başlar.

Not: Filmi izlemediyseniz okumayın. Filmin sonu ile ilgili bilgiler olduğundan filmden alacağınız zevki sıfırlayabilir!

Film fakir bir semtte aldığı borç parayı ödeyemeyenlerin ellerini kollarını sakatlayarak sigortanın yapacağı ödemeden para kesen acımasız Gang-Do’nun (Lee Jeong-jin) yaşamından (ve kapitalizmin aşırı ucundan) küçük bir kesit sunuyor. Borç tahsilatı yapmak için girdiği bir dükkanda ihtiyar annesi ile sevgi yumağı olmuş, ona bakan tek kişi olan biri, bir diğer dükkana girdiğinde cep telefonuyla hamile karısıyla konuşan genç bir baba adayı vs. işte bunlar hep gözü yaşlı seyirciye “paranın gözü kör olsun” dedirtmek için amatör oyuncularla abartılı teatral sahneler. Ben hiç samimi, gerçekçi bulmadım bu sahneleri. Duyguları ön plana çıkarmak için abartılı oyunculuk ve hikaye ile melodrama’ya yakınlaşsa da gerçekdışılığı dengeleyecek başka bir unsur sunmuyor film bize. Filmin başında tahsilat yapmaya ilk gittiği dükkandaki arka arkaya 3 devamlılık “hatası” Fransız yeni dalga etkisiyle mi yapılmış bilmiyorum (bkz. Godard / jump cut). Yönetmen Kim-Ki Duk’un tarzı olan sembollerle ifade, şiddeti ve kurtuluşu sembolize eden tavuk, yılan balığı ve asfalttaki tavşanla karşımıza çıkıyor. Ayrıca ensest hissiyle izlediğimiz sahneler de film bittiğinde “çok etkileyici filmdi” dedirtmek için eklenmiş gibi geliyor. Gang-Do’nun duygulardan yoksun boş ifadesi (bkz. Tabula Rasa) fena değil. İnsanların ellerini sakatladığı sahneler gösterilse belki bu kadar acımayız bu dışında acımasız ama içinde çocuk olan insana. Annesi olduğunu ispatlaması için “doğum lekem neremde” diye sorduğunda kadın “seni doğar doğmaz terkettim” diyerek kıllanmayı başlatıyor. Filmin tek kayda değer tarafı hikayesi ki o da benzersiz ve yeni değil. Kolayca tahmin edebiliyorsunuz. Para, hayat ve ölüme odaklanan hikaye, bir diğer Güney Kore filmi (Oedipus referanslı, enseste değinen, aynı isimli japon manga kaynaklı, 2003 yapımı) Oldboy‘un hikayesi gibi intikam temalı ve çarpıcı sonla izleyiciyi etkilemeyi hedefliyor ama Oldboy kadar başarılı olamıyor.

Film adını (Pieta) Hristiyan sanatının bir konusu olan, kucağında ölü İsa’yı tutan Meryem tasvirinden alıyor (*) (yukarıdaki film posterinde de bu şekilde). Michelangelo’nun 1498-1499 yıllarında yaptığı Pieta heykeli en bilinen eserlerden. Filmde de oğlu için yas tutan bir anne izliyoruz. İntikamını alması için önce oğlunun acımasız, insanlıktan çıkmış katilini insanlaştırmalı, insani duygularını ortaya çıkarmalı, ona da benzer acıyı çektirmelidir.

Sonuç: Bana zorla izlettirildiği için biraz önyargılı olduğumdan, iyi olmayan oyunculuk ve yeni olmayan bir senaryo ile vasat bir film olmaktan öteye gidemedi benim için.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.